BASINA VE KAMUOYUNA
Değerli sağlık emekçileri, halkımız ve basın mensupları;
Bildiğiniz üzere kapitalist sistem canavarı doymak bilmemektedir. Bu doyumsuzluğunu gidermek için önüne gelen her türlü maddi ve manevi değeri tahrip etmeye devam etmektedir. Bu tahribata insan sağlığı da dahildir.
Siyasi iktidarın kaynaklarını da arkasına alarak her şeyi özelleştirme adı altında peşkeş çeken sistem maalesef tahminlerden daha hızlı gelişmektedir. Bunun en iyi örneğini sağlık sektöründeki gelişmelerde görmek mümkündür. Önce sözleşmeli personel istihdamı ile başlayan özelleştirme furyasının son adımları atılmak üzeredir.
Maalesef sendikamızın defalarca uyarmasına rağmen çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlemesine rağmen personelin kısa vadeli hesaplar ve patron yanlısı sendikaların beyinleri bulandırması sonucu personelde birlik sağlanamamış aksine kadrolu, 4b, 4925, vekil, taşeron ve benzeri farklı istihdamlar sonucu çalışanların birliği iyice dağılmıştır.
Ve nihayet artık Hastane Birlikleri Yasası ile birkaç hastanenin birleştirilmesi gündeme gelmiş ve siyasi iktidarın özelleştirme programına göre Ağrı örneğinde olduğu gibi Ağrı Devlet Hastanesi ile Ağrı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi birleştirilerek tek hastaneye dönüşmüştür. İlerleyen dönemde halkın olan hastaneler tamamen piyasa koşullarına terk edilecektir. Ülke ve hastaneler babalar gibi satılırken sağlık alanında hiçbir kariyeri ve hiçbir yönetim deneyimi olmayan il encümenleri sağlık gibi dünyanın en değerli olgusunu tüccar mantığı ile yönetmeye başlayacaklardır.
İlimizde birden ve işkal mantığı ile bir hastane diğerine dahil edilmiş, hiçbir altyapı hazırlığı olmadan, vatandaşın ve personelin durumu göz önünde bulundurulmadan gerçekleşen operasyon henüz devam ederken geriye personelin mutsuzluğu ve tedirginliği, hastane idaresinin çaresizliği, vatandaşın hizmetlerden yoksunluğu kalmıştır.
Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde çalışan personelin tıbbi malzeme ihtiyacı, hastanenin temizlik ihtiyacı, halkın sağlık ihtiyacı karşılanamazken bürokrasinin olağan hızıyla devam ettiği ülkemizde birbirinden birkaç kilometre uzakta olan iki bina arasında kimin nasıl mekik dokuyacağı, halkın evrak işlemlerini nasıl gerçekleştireceği henüz açıklığa kavuşmamıştır. Acil durumlarda ambulans diğer binadan çağrılmaktadır. Sağlıkta zaman kavramı kimsenin umurunda değildir. Her yıl “düzenli olarak” devam eden ve hiç bitmeyen tamirat-tadilat meselesini de işe kattığımızda durumun ne kadar vahim olduğunu daha iyi görmekteyiz.
Üstelik Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bunlar olurken halktan kopuk ve tayin meseleleri, taşeron şirket personellerinin belirlenmesi gibi “ÖNEMLİ” konularla ilgilenen siyasilerimiz ile iktidar hastalığına tutulmuş sendikalarımız ancak kendi aralarında yorum yapmakla yetinmişlerdir. “Ne şiş yansın ne de kebap” politikaları üreterek kendilerini yaşatmaya çalışmışlardır. İlimizde daha kapsamlı hastanelere ihtiyaç duyulurken aksine imkanlar iyice daraltılmıştır. İlimiz il olmak için gereken minimum özelliklerini yitirmeye başlamıştır.
Hiçbir yetkili çalışanların fikrini sorma gereği bile duymamıştır. İşleyişin içinde olan bizzat emeği ile değer üreten sağlık emekçileri yok sayılmıştır. Ne halkımız nede çalışanlar bu birleşmeden memnun değildir. Halkın ve emekçilerin yararına olmayan bu ticari yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.
Katılım Katkı Payları, Genel Sağlık Sigortasızlığı, Hastane Birlikleri Şirketi, Aile Hekimliği Özelleştirmesi, Sağlıkta Paraya Dönüşüm Projeleri ile IMF ve benzeri kuruluşların memurluğunu yapanlar halk nazarında ve emekçiler nazarında gereken cevabı alacaklardır.
Bedeli ne olursa olsun mücadelenin genişletilmesi, çalışanların ve halkın emek temelinde birleşip bu politikalara karşı mücadele etme zamanı gelmiş hatta geçmektedir. Bu bilinçle sendikamız SES ve mensubu olduğumuz KESK adına bütün toplumu duyarlı davranmaya, haklarına, emeğe ve emekçilerine sahip çıkmaya davet ediyoruz.
YAŞASIN SES, YAŞASIN KESK / SES AĞRI ŞUBE YÖNETİM KURULU |